Türkiye üzerine oynanan oyunu ilk defa açıklıyoruz

Türkiye üzerine oynanan oyunu ilk defa açıklıyoruz

Tüm Türkiye bu gerçekleri öğrenmek zorunda….

TIMETURK / HÜDAVERDİ ALLAHVERDİ

Fetullah Gülen ile Recep Tayyip Erdoğan’ın ters düşmelerinin sebebi, Kuzey Irak’taki petrolü İngiltere, ABD, İsrail ile Türkiye’nin ortaklaşa yönetme anlaşması karşılığında Türkiye’nin başkanlık sistemiyle Müslüman olan ülkeleri tek çatı altında toplamasıydı.

Bu politikanın Suriye ayağında Esedin İngiltere, Abd, İsrail desteği ile Türkiye’ye bir tehdit olarak bırakılması ile Türkiyenin petrol üzerinden talep ettiği hakkın verilmemesi ayrıca Türkiye’nin yapmış olduğu antlaşmanın sekteye uğraması sonucunda Türkiye ile Barzani’nin anlaşıp bu petrolü birlikte yönetme kararlılığını ortaya koydu.

Bu karar sonucunda patlak veren Başbakanı devirmek için tertiplenen gezi olayları senaryosunun başarısızlığı ve akabinde İngiltere, Abd, İsrail’in Fetullah Gülen’e Okullarını kapatmak hesaplarına el koymak ve sınır dışı etmek gibi tehtidlerle FBI tarafından okullarına baskın düzenlemeye başlaması sonucunda Fetullah Gülen Başbakana İngiltere, ABD, İsrail ile iş birliğine devam etmesi için baskı yapmaya başladı.

Gülen’in baskıları ve talepleri Başbakan tarafından kabul görmemiştir.Bundan dolayıdır ki Başbakan Fetullah Gülen’i ülkesine çağırmış ama Fetullah Gülen gelmemekle tarafını seçmiştir.Buna karşılık olarak Başbakan cemaatin okullarını kapatıp cemaatin hem insan kaynağını hemde para kaynağını kesme hamlesini hayata geçirmiştir.

Başbakanın bu hamlesi üzerine  cemaat yuvalanmış olduğu devlet kadrolarını harekete geçirip Başbakanı devirmenin yollarını aramış ve İslam Ülkelerini bir çatı altında toplama projesi için kurulan yoksul Müslüman ülkelere yardımlar tertipleyen ve ülkemizdeki yoksullara,ihtiyaç sahiplerine yardım eden,bu amaçla iş adamlarından bağışlar almakla ilgili telefon görüşmelerini dinleyip, kaydedip basına sızdırmakla ilgili 17 Aralık operasyonu yapılmıştır.

Bu operasyonun ters tepmesi üzerine bunda da başarılı olamayanlar petrolü Ukrayna-Kırım üzerinden taşımak istemiş bu sebeple Ukraynayı apar topar Avrupa Birliğine almış ama bunu gören Rusyanın Kırımı işgal edip bu güzergahı kapatacağını hesaplayamamışlardır.

Sonuç olarak İsrail Barzani’ye Kürdistanı kur seni tanıyalım (Bizimle Çalış) jestini yapmış ama Barzani bunu kabul etmemiş Türkiye ile birlikte olduğunu göstermiştir.Bu arada yıllarca Iraklı sunnilere zulm eden şii Maliki, İsrail’in emriyle hiç savaşmadan 7500 askerini Musul ve Kerkük’ten çekmiş bir dönem  El-Kaide’nin bir kolu olan ancak Türkiye’ye hizmet eden iki tane liderinin suikaste kurban gitmesi sonucunda taraf değiştiren ve liderliğini ABD’li bir general ile Ebu Bekir Bağdâdî nin yaptığı IŞİD’e Musul ve Kerkük’ü teslim etmiş bu örgütün şii mezhebinden olan insanları öldürmesi sonucunda mesele mezhep çatışması gibi gösterilmiştir.

Aslında Musul’da bulunan Beyci Petrol Rafinerisi sabote edilmiş ve Kuzey Irak’a pompalanan petrolün akışı kesilmiştir….Ama buna rağmen Rusya-Türkiye-Azerbaycan garantörlüğündeki Barzani geri adım atmamış ve iş birliğine devam ederek hem Avrupa’yı hem İngiltere, ABD, İsrail üçlüsünü köşeye sıkıştırmıştır. Bunun intikamı olarak ise Israil hemen Filistine saldırılara başlamış Türkiye’yi bu şekilde cezalandırma yoluna gitmiştir.

Türkiye bir taraftan yıllarca enerjisini,insanını alan bir meseleyi ilk defa çözme eğilimi gösterdiğinde hemen bir el devreye girdi ve bu insanları tutuklamak istedi. Türkiye artık çözüm süreci ile birlikte “Yeni Türkiye” yi kurmaya çalışıyor. Yeni Türkiye önündeki en büyük engel bu ülkenin iktisadi bağımsızlılığının gerçekleşmemiş olmasıdır. Eğer bağımsız bir ülke olacaksak bunun tek yolu iktisadi anlamda bağımsızlığımızdan geçiyor. Bu bakımdan iktisadi bağımsızlık önünde en büyük engellerden bir tanesi de Türkiye’nin enerjiye ödediği rakamlar ve o enerji politikası ile bağlanan Türkiye siyasetiydi.

Bugün kumaşı bu ülkede dokunmuş olan siyasetçlerimiz, bürokratlarımız, emniyetçilerimiz, Mitçilerimiz, akademisyenlerimiz, cemaatlerimiz ve sivil toplumumun yavaş yavaş her şeyin farkına varıyor. İçimizdeki 1. İsrail’in yıkılmasını istemeyenler var güçleriyle devşirdikleri milli olmayan cemaat, siyaset ve sermaye üçgeniyle saldırmaya devam ediyorlar. Artık kararı onlar değil, milletin seçtiği milli siyasetçiler verecek

Şimdi; kimi cumhurbaşkanı seçeceğinize kendiniz karar verin….

(Bu yazı ortak bir aklın ürünüdür)

YAZI LİNKİ:http://www.timeturk.com/tr/2014/08/09/turkiye-uzerine-oynanan-oyun-ilk-defa-aciklandi.html#.U-bztdE19DQ

Cemaat mi, örgüt mü, hizmet mi neyse çağrımdır

Cemaat mi, örgüt mü, hizmet mi neyse çağrımdır

Hüdaverdi Allahverdi

Ey Cemaat şimdi düşünme zamanı…Biz ne yaptık demenin tam sırası…Hukuk için çalışmanın tam vakti. Siz gelin kumaşınızı bu ülkede dokutun ve o kumaşlardan elbiseler giyin. Giyin ki üstadın bahsettiği “Zındıka Komitelerinden olmayın.

Devlette hırsızlık olduğu bahanesine sarıldınız ve iktidarı düşürmeye çalıştınız. Oysa 2001’de ülkede bankalar açık açık peşkeş çekilirken sesiniz çıkmadı, okullar, üniversiteler için kamu arazileri size tahsil edildiğinde fakir fukara hakkıdır, devlet malıdır, 76 milyonun hakkı var demediniz kondunuz. Size verildiğinde helal olanı başkası almaya kalkıştığında haram dediniz. Oysa her zaman haramdı.

Bugün yapılacak bir operasyonu gazetelerinizde erken yazıyorsunuz ve sonra da çıkıp pişkin pişkin devlet içerisinde kim farklı bir yapı kuruyor diyorsunuz. Kuzum eğer bir yapı kurmadıysanız siz o bilgileri nereden bileceksiniz.

Bir polis müdürünü savunuyorsunuz ve harama izin vermediği için göz altına alındılar diyorsunuz. Siz bizi enayi mi zannediyorsunuz. O polis müdürünün oturduğu yerdeki kiraları biliyor musunuz? Kaldı ki bu ülke de herkes kirli, bütün cemaatler namussuz, harama olur veriyorlar siz hepsinden namuslu, hepsinden temiz çıkıyorsunuz piyasaya. Kusura bakmayın ama herkes size kirlenmişseniz diyorsa oturup düşüneceksiniz. Hükümetin hepsi çok mu temiz ama siz evin içini temizlemeyi değil evin hepsini yakmaya kalktınız ama millet size izin vermedi. Çıkarmak istediğiniz yangın size sıçradı ve şimdi imdat diyorsunuz ama niçin kimse çok fazla yanınızda yok hiç düşündünüz mü? Kayıtsız şartsız insanlara nasıl kefil oluyor sunuz?

Gece yarısı, sahurda operasyon olur mu? Diyorsunuz. Unutmayın bunu şuan savunduğunuz emniyetçiler başlattı. İnsanlar gece yarıları kameralar eşliğinde evlerinden alınırken, suçlamalar daha emniyete gitmeden gazetelerinizde televizyonlarınızda çarşaf çarşaf yayınlanırken neredeydiniz. İlkeli olmadığınız zaman, rüzgara göre güç sizdeyken hareket ederseniz o gücü eline geçiren ne yazık ki sizin başkalarına yaptığınızı size yapmaya başlar. Şimdi bağırmayacaksınız zamanında haksızlığı durdurmak için bağıracaktınız…

Kalkmış diyorsunuz ki nezarethaneler de hava alınmıyor, banyo imkanı tanınmıyor, ışıklar açık tutuluyor, gürültü yapılıyor. Siz bunları o emniyette yeni mi gördünüz. Siz göz altına aldığınız insanlara kırmızı halı mı serdiniz….Sizin savunduğunuz o müdürler görevdeyken acaba insanlar nasıl kalıyorlar diye hiç o nezarethanelere indi mi. Siz Başbakanın oğlunu tutuklamış olsaydınız nereye koyacaktınız oraya. Siz bu ülkenin paşalarını, profesörlerini oraya koymadınız mı? Onların ki patlıcan da sizin ki can mı? Eğer ilkeli olup o gün karşı çıksaydınız bugün siz bağırmadan insanlar bağırırdı.Sizin yaptığınız psikolojik işkencelerinin hepsi bugün size yapılıyor. Ama bir Müslüman olarak şunu ifade edeyim ki ben hala hukuku arıyorum, size yapılanı onaylamıyorum ama buna yol açanın özellikle siz olduğunu söylemem gerekiyor. Nasıl bir zamanlar “Bunların alnı secde görüyor yanlış yapsalar da kardeşlerimizler” dediğim ve bedelini ödediğim gibi diyorum ki kardeş olun ama üvey olmayın

Bu medeniyet en güçlü olduğu zamanda adalet dağıtmasını bitmiştir. Siz en güçlü olduğunuz zamanda adalet dağıtmadınız, o kadar kendinize güvendiniz ki 25 Aralık günü söz verdiğiniz polis yeni makamına oturmaya geldiğinde ondaki flash bellekten her şey alındı ve bir çok şey orada yazılıydı. Siz o kadar kendinize güvendiniz ki devletin dilini kullanarak devlete sahip olmaya çalıştınız ama şunu unuttunuz bu devlet geleneği buna izin vermez, uluslar arası sistem size izin vermez. Kabul edin çok pis kullanıldınız, titreyip, tövbe edenlerden olmalısınız. Çünkü içinizde ki insanların konuşmasıyla her şey açığa çıkıyor, dün devşirdik zannettikleriniz bugün gücünüzü kaybettiğinizi görünce devlete her şeyi anlatmaya başladılar.

Bir İran meselesidir alıp gitmişsiniz. Evet İran bu devlette her zaman örgütlenmeye çalıştı ve bu tehlikedir. Devlet zannettiğiniz gibi bu işe seyirci olarak bakmıyor, eğer böyle bakmış olsaydı kusura bakmayın ama siz bugün İran’ın İ’sini ağzınıza alamazdınız. Hem İran karşıtlığı üzerinden politika üreteceksiniz hem de Rıza Zerab’ın tuzağına düşeceksiniz. Şöyle bir düşünün 1993 yılında adı konmamış darbe yıllarında neresi hedef yapıldı İran, 28 Şubat’ta kim başroldeydi Kudüs Gecesinde İran elçisi, şimdi ne ile hükümeti yıkmaya çalışıyorsunuz İran’la. Gidip İran’da röportajlar yapıyorsunuz, İran’ın oluşturduğu algı yenik düşerek hükümeti yıkmaya çalışıyorsunuz. Kusura bakmayın ama biz sizi dünyayı tanıyor zannederdik ama ideolojik körlüğünüz sizi mahvetmiş. Kullanıldınız bunu kabul edin. Bugün karşı çıktığınız o İran, sizin sayenizde burada meşrulaştı. Mute nikahı kıydınız farkında bile değilsiniz

Arkanızda öyle izler bıraktınız ki siz bile fark etmediniz. Bugün yarın El Kaide ile bağlantılı gösterdiğiniz masum Müslümanların ahlarından yargılanacaksınız ve o zaman siz bile külahlarınızı önünüze alıp düşüneceksiniz ama iş işten geçmiş olacak. Fethullah Gülen 1000 tane çürük elmamız var dediğinde içinizdeki çürükleri aramak yerine, bunlar nereye çalışıyor demek yerine birbirinizi kandırdınız durdunuz ama o çürük elmalar hareketinizi teslim aldı, siz onlara teslim oldunuz ve herkese hizmet etmeye başladınız…Hüseyin Gülerce’niz bile savcılar için farkında olmadan kullanılmış olabilirler dediğinde bile “Yav ne oluyor” diyerek bakmadınız.,

Sizin lojistik gücünüz dershanelerdi, vurucu gücünüzü emniyet ve yargı ayağıydı bunlar artık eskisi gibi değil. Gelin İslam’a inanmış, Allah rızasını gözeten insanlara doğruları söyleyin. Ele geçireceğiniz devleti kime teslim edeceğinizi anlatın. Arakan’da Müslümanlar kesilirken 1994 yılından beri orada okullarınız olduğu halde neden ses çıkarmadığınızı bu dünyada olmasa da ahrette hiç anlatmayacağınızı düşünmediniz mi? Somali^de yardım paralarını teslim ettikten sonra aldığınız okul arsasını nasıl açıklayacaksınız. Hükümetten İsrail ile ilişkileri kesin diyorsunuz, peki siz oradaki dil kültür merkezini neden kapatmayı düşünmediniz. Unutmayın artık kapıların altından attığınız gazeteler okunmuyor. Kendinizi kandırmayınız…2011 yılında Bakın Ekrem Beyiniz ne söylemiş. Eğer siz hükümetin size karşı bitirme operasyonu yaptığını bildiğiniz halde bunu söylediyseniz bu sizin kararterinizi ele verir ki, operasyon 8 yıl önce başladı diyorsunuz…Ayıptır, tutarlı olun biraz

Bu topraklar her şeyi kaldırır ama ihaneti asla kabul etmez, kaldırmaz bunu unuttunuz.

Bu ülkede bakın hala Müslümanlar içeride size yakın olan yargıçların keyfi uygulamaları ile içeride tutuluyor. Bir gün bunlara ses çıkardınız mı? Hocanız söyledi, tek Türkiye’niz karanlık kurulda emir verdi ve insanlara operasyonlar yaptınız, bunları gerçekten yaptınız, ama şunu unuttunuz mazlumun Allah’ı olduğunu unuttunuz. Gizli tanık mekanizmasını iyi kullandınız şimdi de iyi işliyor bundan emin olun.

Sizin istihbaratınız, polisleriniz, savcılarınız olabilir ama “Dava” olmadıktan sonra her şey bir süre sonra ihanete yenik düşer siz de ihanetlerinize yenik düşeceksiniz. Çünkü kendi yetiştirdiklerinizi beş para etmez adamların önünde iliklettirdiniz ama ilk sizi onlar satmaya başladı bunu bile göremediniz. Genç Şakirtler rahatsız beyler rahatsız

Şimdi GES Komutanlığı sizin olsaydı, MİT sizin elinizde olsaydı, emniyet ve yargı gücünüzde böyle devam etseydi ne olacaktı. Amerika’ya götürüp biat aldığınız hocaların sakallarından tutup içeri atacaktınız, yaşam hakkı vermeyecektiniz, Kürtleri ikinci sınıf kabul edip biat edenleri ayırıp diğerlerine KCK operasyonlarında yaptığınız gibi ellerini arkadan kelepçeleyip teşhir edecektiniz. Yurtlarınızda Alevi diye alış veriş yaptırtmadığınız, bunların yemekleri yenmez dediğiniz insanlara gerçekten ne yapacaktınız
Şunu kabul edin ve bu ülkede kendi vesayetiniz yerine huku tercih edin; yenildiniz, satıldınız, ihanete uğradınız ve daha da önemlisi vurucu gücünüzü ve inandırıcılığını kaybettiniz. “Askerin vesayetini Tayyip Erdoğan’ın vesayetine tercih ederiz dediğiniz” gün bunu “Takkiye” ile açıklayabildiğinizi zannettiniz. Bu saatten sonra mayolarla denize de girseniz, badem bıyıklarınızı da kesseniz, masalarınıza rakıları da koysanız olmaz. Çünkü herkesi fişlediğiniz gibi siz de fişlendiniz.

Siz gelin elinizdeki gücü bu ülkenin demokratikleşmesine kullanın. Gittiğiniz yolun sonu yok bunu bilesiniz

YAZI LİNKİ:http://www.timeturk.com/tr/makale/hudaverdi-allahverdi/cemaat-mi-orgut-mu-hizmet-mi-neyse-cagrimdir.html#.U9I5qtE1-NE

Selam Örgütü neden oluşturuldu yöntemi neydi

Selam Örgütü neden oluşturuldu yöntemi neydi

25 Şubat 2014 Salı

Hükümetin elini uluslararası kamuoyunda zayıflatmak ve Türkiye’yi teröre destek veren ülke olarak lanse etmek isteyen bu paralel yapılanma, Başbakan Erdoğan’ı terör örgütünün lideri olarak göstermekle kalmadı diğer örgüt liderleri olarak da kağıt üzerinde Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah ve İran’ın eski Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejat’ı da gösterdiler

TIMETURK / HÜDAVERDİ ALLAHVERDİ

Önce Tır operasyonları ve ondan önce de hükümet üzerinden Türkiye Cumhuriyeti’nin Suriye’de El Kaide’yi desteklediğine dair bir çok haber çıktı. O gün çok üzerinde durulmayan haberlerin uluslar arası kısmı da yabancı basın yayın üzerinden servis edildi. Emre Uslu gibi gazeteciler Başbakan Erdoğan’ın Uluslar arası Ceza Mahkemesi’nde yargılanacağını bile yazmaya başlamıştı. Bütün bu gelişmelerden anlaşıyor ki aslında “Selam” örgütü üzerinden her şey hesaplanmış ve aslında 17-Aralık ve 25 Aralık operasyonlarının başarılı olunması durumunda bir çok insanın göz altına alınması ile birlikte örgüt lideri gibi lanse edilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da tutuklanması amaçlanmıştı. Ameliyat masasında yarım kalan iş 17 Aralıkla tamamlanmaya çalışılıyordu.

SELAM ÖRGÜTÜ NASIL OLUŞTURULDU

Oluşturulan senaryoya göre İslam ülkelerini, küresel hegamonik güçlere karşı harekete geçirmeyi amaçlayan bu örgüt aynı zamanda Türkiye’de iktidarı ele geçirmişti.Bunun için bütün yayınlar farklı dillerde yayınlamaya özellikle İngilizce hazırlanan haberlerle bu algı yurt dışında özellikle güçlendirilmeye çalışıldı. Bu bakımdan Türkiye’de özellikle “Siyasal İslam” tartışması tekrar gündeme getirilerekAK Parti’nin İslamcı bir parti olduğunun altı vurgulanmaya başlandı. Bütün bu yayınlar yapılırken bir taraftan Irak Şam İslam Devleti Türkiye sınırına doğru kaydırılıyor, diğer taraftan tırların El Kaide’ye hükümet tarafından gçmderildiği ifade edilirken özellikle Yasin El Kadı ismiyle de uluslar arası camiaya mesajlar veriliyordu. Bütün bu gelişmeler yaşanırken yabancı medyaya paralelciler tarafından verilen röportajlarda kendi İslami görüşlerinin Batıya en yakın görüşler olduğu ifade ediliyordu. Yani kısaca “ben sizin arzuladığınız ve görmek istediğiniz İslam anlayışını daha iyi uygulayabilirim.” Deniliyordu.

Hazırlanan dosyaya göre “Selam” örgütün El Kaide ile ilişkileri vardı. İslam ülkelerinde yapılanıyor ve bütün ülkelerde kendi amaçları doğrultusunda ekipler oluşturuyordu. Örgütün; finansal, istihbari, siyasi ve askeri ayağının dışında bir de medya ayağı vardı. Bu bakımdan bu sözde oluşturulan örgütün tasfiye edilmesi gerekiyordu ve bu örgüt tasfiye edilmezse batının buradaki çıkarları,İsrail ile anlaşma ve Türkiye’nin füze alımı, 3.Havalimanı,3.Köprü gibi hayati projelerinin Batıyı tehdit edeceği vurgulanıldı. Bununla yetinilmedi bir çok cemaatin ve sivil toplum kurumunun dünyanın bir çok yerindeki çalışmalarının da engellenmesi gerektiği vurgulandı.

ÖRGÜT LİDERİ ERDOĞAN OLARAK GÖSTERİLDİ
Hükümetin elini uluslararası kamuoyunda zayıflatmak ve Türkiye’yi teröre destek veren ülke olarak lanse etmek isteyen bu paralel yapılanma, Başbakan Erdoğan’ı terör örgütünün lideri olarak göstermekle kalmadı diğer örgüt liderleri olarak da kağıt üzerinde Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah ve İran’ın eski Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejat’ı da gösterdiler. Öyle ki AK Parti’yi El Kaide ile ilişkilendirecek ‘teröre destek’ suçlamasıyla kapatma davası açılacak bu başarılamayınca da hükümete Hizbullah destekli sözde Selam Terör Örgütü yaftası vurulmaya çalışılacaktı. Bununla da yetinilmedi yaklaşık 70 kadar İranlı diplomat, aktivistin yanı sıra İran Ankara Büyükelçisi Ali Mehrabi, İran İstanbul Başkonsolosu Abdollah Aklaghi’nin de bulunduğu pek çok kişinin paralel yapılanmanın dinleme ağına takıldığı belirlendi. Irak Milli Reform Hareketi Türkiye Temsilcisi Ali Akbar Waly, FKÖ’nün istihbarat şefi Ali Hasan Selami ve Hacettepe Üniversitesi Uluslararası Öğrenci Temsilci Elvin Aghayev ile Azerbaycan İslam Mukavemet Hareketinin liderlerinden Hacı Tale Bağırov gibi isimler dinleme ağına karışan kişilerden bazılarını oluşturuyordu

MOSSAD MI HAZIRLADI
Bu durum, paralel yapılanmayı soruşturma talimatının İsrail Gizli Servisi MOSSAD tarafından verildiği ihtimalinin akıllara getirdi. Çünkü 7 Şubat MİT Krizinde Zaman Gazetesi Yazarı Hüseyin Gülerce savcıların yabancı istihbaratlar tarafından kullanılabileceğini ifade ederek şöyle demişti: “Dışarının parmağı olabilir mi bu işte? Şunu sormak lazım. Yabancı istihbarat teşkilatları, diyelim ki İsrail, Suriye, Amerikan istihbaratı bizim devlet teşkilatlarımıza istihbarat kurumlarımıza sızabilir mi? Sızabilir! Peki sızarsa, savcı böyle bir istihbarat ajanı olabilir mi? Ben direkt olmaz, olamaz diyorum. Peki bir yanlışlık yapılmışsa nasıl olur. İşte kimse o devlet birimlerine sızanlar öyle bir malzeme hazırlar getirirler sizin önünüze koyarlar ki siz düğmeye basmak zorunda kalırsınız. Savcının da yapabileceği bir şey yok. “
.
HAKAN FİDAN İSTİHBARAT AĞININ BAŞINDA GÖSTERİLİYOR

Daha önce Hürhaber’de Yasir Kadıoğlu’nda yazdığı gibi Dosyaya göre bu örgütün en tepesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bulunuyordu.Örgüt şeması içerisinde Hakan Fidan, istihbarat ağının başında gösteriliyor, MİT’in içerisindeki operasyonel bir güç ise askeri kanat olarak tanımlanıyordu. Örgütün politbürosunda ise tamamen Milli Görüş geleneğinden gelen yedi isim yer alıyordu. Dosyadaki iddialara göre Türkiye’deki bütün kurumların üstü olarak tasarlanan bu polütbüro, dış politika çizgisinin belirleyicisiydi.

Yine dosyaya göre, İHH da örgütün amaçları için kullandığı bir lojistik güçtü. Özellikle 2004 yılından sonra TİKA ve İHH, bu örgütün amaçları için büyütülmüştü. Hatta dosyaya göre Mavi Marmara gemisinin yola çıkışı dahi bu örgütün amaçlarıyla ilgiliydi. Bunun yanı sıra Hudayi, İlim Yayma, Süleymancılar, Adıyaman Menzil gibi bir çok kurum ve cemaatte bu yapının isteği doğrultusunda büyütülmüştü. Bu yapının fetva merkezinde ve alimlerin istişare heyetinde de Hayrettin Karaman, Emin Saraç gibi isimler bulunuyordu. Bu bakımdan bu isimlerin itibarsızlaştırılması gerekiyordu ve bu noktada öncelikle bu isimlerin Alevi açılımın gerçekleşmemesinin başlıca sebepleri olduğu ifade edildi.

Örgütün finansal ayağını ise dosyaya göre polütbüroya yakın bir ekip kontrol ediyordu. İçeriden dışarıya doğru halkalardan oluşan bu yapı en temelde polütbüronun bir parçasıydı. Örgütün medya ayağı da AK Parti içerisindeki etkili bir ismin kontrolündeydi. Bir kaçı hariç bütün gazetelerin yayın politikalarına bu örgüt karar veriyor ve RTÜK, Basın İlan Kurumu, Anadolu Ajansı, Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü gibi pek çok kamu kurumunu yönetiyordu.Türkiye Cumhuriyeti’ni ele geçiren bu yapıyla ilgili bütün tapeler ve detaylar belirlenmiş ve hatta hangi dalganın hangi gün yapılacağı dahi ilgili yerlere iletilmişti.Bu bakımdan medyada “Güzel şeyler olacak” diye yazılan mesajlar aslında bunu işaret ediyordu. O nedenledir ki 17 Aralık operasyonundan önce bir çok isim operasyonun bütün ayrıntısına sahipti.

DİNLEMELERİN ALT YAPISI NASIL SAĞLANDI
Korkunç plan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17 Aralık ve 25 Aralık operasyonlarının ardından kayıtsız dinlemeler yapıldığını tespit etmesiyle deşifre oldu. Çağlayan Adliyesi’nde göreve başlayan yeni savcılar, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan gizlenen 125 klasöre ulaştı. Paralel yapının gizli kayıt listesi niteliğindeki klasörlerde bulunan 3 bini aşkın ismin, çeşitli soruşturmalar kapsamında yıllarca dinlendiği belirlendi.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da bu durumun vehametine dikkat çekti ve araştırmaların devam edeceğini belirtti.

Başbakan Erdoğan olmak üzere Türkiye’nin önde gelen birçok ismini dinlemek için bir ‘terör örgütü’ uydurduğu’nu da ortaya çıkardı. 2011/762 nolu dosya kapsamında neredeyse tüm Türkiye’yi kendilerinin uydurduğu ‘Selam Terör Örgütü’ bahanesiyle dinleyen paralel yapı, dinleme ve fişleme işini 7 Şubat 2012′deki MİT krizinden önce, 2011 yılında başlattı. 2011′de dört sayfalık bir ihbar mektubu üzerine başlayan soruşturma eski Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen’in talimatıyla hayata geçti. Soruşturmayı daha sonra TMK Savcısı Adnan Özcan sürdürdü. Soruşturmayı yürütenler dört sayfalık ihbar mektubunun bir kenarına ‘Tayyip Erdoğan’ notu düştü. Belgelerin üzerindeki ‘Tayyip Erdoğan’ ibaresi daha sonra eklenen bir ok işaretleriyle belirgin hale getirildi. 5 kişiyle başlayan soruşturmaya önce Başbakan Erdoğan, daha sonra başta danışmanlar olmak üzere Başbakan’ın tüm çevresi dahil edildi. İlerleyen tarihlerde soruşturma bahanesiyle kayıt listesine sivil toplum kuruluşları temsilcileri, gazeteciler, yazarlar, öğretim üyeleri, işadamları, siyasetçiler, medya kuruluşlarının santralleri ve bankalar da eklendi.Paralel yargı üyelerinin imza attığı illegal dinlemeler için çeşitli soruşturmalar kullanıldı ve dinlenecek isimler bu dosyalara dahil edildi. Bazı isimler 17 Aralık-25 Aralık operasyonları kapsamında, bazıları ise daha önceki Gezi Parkı eylemlerine ilişkin soruşturmalarda dinlendi. Dinlenen ses kayıtlarının 17 Aralık sonrası basına sızdırılan ses kayıtları olduğu ifade ediliyor. Bu bakımdan elde edilen verilerin bir yere aktarılıp aktarılmadığının çok ciddi araştırılması gerekiyor.

NASIL BİR YOL İZLENECEKTİ

Plana göre sırasıyla;

-Örgütün finansal ayağı deşifre edilecek ve Türkiye’nin bölgesel politikalarını finanse etmek için çeşitli çalışmalar yürüten örgüt üyeleri tutuklanacak. Şemada bulunan isimler ve pozisyonlarıyla ilgili bu isimlerin dosyaya uygun beyan vermeleri sağlanacaktı. Bu bakımdan göz altına alınan bazı isimlere Başbakan Erdoğan’ın isminin verilmesi istenmiş, bu bizzat göz altına alınan isimler tarafından kamuoyuna açıklanmıştı

- Örgütün bürokrasi ayağına girilecek ve örgüte menfaat sağlamak için çalışmalar yapan bürokratlar gözaltına alınacak ve yıpratılacaktı. Bu bakımdan göz altına alınmaya müsait olmayan isimler hakkında psikolojik baskı yapılarak bu isimlerin kendi sözlerini dinlemeleri sağlanacaktı. Bürokraside bazı üst düzey kişilerin elde edilen telefon verileri ile bu isimler ya susturulacak yada kurumlarına baskın yapılarak itibarları sarsılacaktı

- MİT’in yıpratılması ve dünyaya “Radikal örgütlere yardım ediyor” görüntüsü verilmesi amacıyla elemanları deşifre edilecek, yayınlanacak olan fotoğraflarla kamu oyu algısı değiştirilecekti. Bununla da yetinilmeyecek yakalatması sağlanacak olan yardım malzemeleri, “Suriye’deki bazı radikal örgütlere yollanan mühimmatlar yakalandı” gibi lanse edilecekti. Devletin aldığı karar doğrultusunda Suriye’ye gönderilen bazı askeri yardımlar da örgütlere gidiyor gibi lanse edilecekti. Bir taraftan Türkmenlere yardım edilmiyor denilecekti, diğer taraftan da Türkmenlere gönderilen yardımlar El Kaide’ye gönderiliyor gibi gösterilecekti. Uluslar arası anlamda terörle ilişkilendirilmeye çalışılan İHH İnsani Yardım vakfı, – İHH’ya ait bir tır durdurulacak ve içerisinde Suriye’de bulunan bazı örgütlere gönderilen askeri lojistik malzemeleri bulunduğu ifade edilecek, yada yapılan baskınlarla İHH ilişkilendirilecekti

- Türkiye’nin dört bir yanında yapılan aramalarda bu örgüte bağlı yüklü miktarda para, belge ve planları içeren dosyalar ele geçirildiği ifade edilecek ve semboller oluşturulacaktı.

- İHH, Türgev ve benzeri pek cok İslami sivil toplum kuruluşu bu örgütün lobi yapılanması olmakla suçlanarak sürece dahil edilecek,bunların devlet eliyle büyütüldüğü ifade edilecekti. Bu yapıların diz çökmesi sağlanacak, diz çökmeyenlerin üzerine gidilecekti

- Hazırlanan listedeki ilk dört bin kişilik isim listesinde ismi geçen herkes gözaltına alınacak ve bunların “Selam Örgütü” mensupları olduğu ifade edilecekti…Bu yapılırken 17 Aralık’ın başarılı olacağı varsayılmış 25 Aralık’ta da artık iplerin tamamıyla kendi ellerine geçeceği hesaplanmış ve göz altılar medya tarafından Türkiye’de yüzyılın en büyük örgüt operasyonunun yapıldığına dair propaganda yayılacak,

- Uluslararası toplum ve birbirinden bağımsız görünen pek çok sivil örgüt tarafından Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin istifa etmesi gerektiğine dair büyük bir baskı oluşturulacak,gazete ilanları verilecek, uluslar arası anlamda siyasilerin açıklama yapması sağlanacaktı. Bütün bunların neticesinde Başbakan Erdoğan’ın istifa etmesi sağlanacak ve hakkında hazırlanan dosyanın detayları medyada yer alacaktı.Menderes’e yapılanın aynısı medya, yargı, bürokrasi ve sözde aydınlar üzerinden tekrarlanacaktı.

-Başbakan Erdoğan’ın özellikle Mavi Marmara hakkında söyledikleri montajlanarak kamuoyuna farklı bir şekilde sunulacak ve Türkiye’nin İsrail ile olan ilişkilerinin hükümette farklı seslerin olduğuna dair özellikle İsrail’e yakın Türkçe yayın yapan sitelerde haberler geçirilecekti…

-Gerek muhazafakar medyada gerekse de sol medyadaki bazı internet siteleri beslenecek ve bunların tamamıyla hükümet karşısı yayın yapmalarının önü açılacak, bu sitelerin rotasını şaşaırması amaçlanacaktı

-Mart ayı içerisinde özellikle belediyeler üzerinden bir yıpratma kampanyasına girilecek, daha önce dinlenen ses kayıtlarının bazıları montajlanarak servis edilecek ve vatandaşın sandık öncesi AK Parti’den kopması sağlanacak…

Bütün bunlar yaşanırken ne oldu da bütün bunlar bozuldu: “BAŞBAKAN ERDOĞAN DİK DURDU-MİLLİ DURDU”…Şimdi bunları tasarlayanların en büyük korkusu hazırladıkları bu duruma kendilerinin düştüğü şeklinde. Hükümetin dosyaları birleştirmeyip tek tek dosyalar üzerinden hareket edecek olması bu yapının hareket kabiliyetini artıran en önemli unsur.Yasal anlamda operasyonun her geçen gün geciktirilmesi

KRİPTO CEMAATÇİLER VE SELAM ÖRGÜTÜ YAZISININ 2.BÖLÜMÜ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

YAZI LİNKİ:http://www.timeturk.com/tr/2014/02/25/selam-orgutu-neden-olusturuldu-yontemi-neydi.html#.U87VFdE1_tI

Bir dindarın Başbakan’a çağrısıdır

Bir dindarın Başbakan’a çağrısıdır

Hüdaverdi Allahverdi

03.04.2014

Sayın Başbakanım,

AK Parti’nin 12 yılında bir dindar olarak en çok ağırımıza gideni söyleyeyim; beş para etmez geçmişi belli şimdi yanınızda gözüken gazetecileri, adam olmaz bürokratları, haram yediğinizi bildiğiniz eski arkadaşlarınızı getirdiniz ve bunarı başımıza bela ettiniz…

Yetmedi size küfreden kim varsa, rotası şaşmış ne yer varsa hepsini baş tacı ettirdiniz bize…

Bizler askeri vesayetle uğraşırken, bizler sizin için dualar ederken, sizler bizi cahil görenleri uçaklarınıza almaktan çekinmediniz.Daha dünkü çocuk sayılabilecek şarlatanları bize akıl hocası yaptı sizin medyanız…

Ne yüksek yargı sizi işaret ederken, ne Sarıkız, Ayışığı,Yakamoz, Eldiven darbe planları olurken ne de Cumhuriyet Mitinglerinde size küfredenleri yanı başınza koydunuz. Sizi savunmaları için kapı kapı dolaştırdınız…Biz bunu içimize sindiremiyoruz, biz size dua ederken onların gözlerimizin önüne gelmesini istemiyoruz.

Siz ne için iktidardasınız, siz kim için iktidardasınız…Aldığınız gazetelere bakın, sizi destekleyen televizyonlarınıza bakın, niye bir Hürriyet niye bir Sözcü gibi satan bir gazete yapamıyorsunuz hiç düşündünüz mü? Niye sizin gündem belirleyen doğru dürüst bir yayın organınız yok hiç merak ettiniz mi? Çünkü işi gücü size yağ çekmek olanlar aldıkları yüksek maaşlarla, itiraz ettiğimiz plaza gazeteciliği ile halktan uzaklaştılar.Arka sayfa güzelini değiştirerek gazete yaptıklarını sananlara kandınız. Ailenize yayın masasında en ağır hakaret eden adamların bugün gazetelerde yöneticilik yapmasını biz içmize sindiremiyoruz.

Size en çok oyu verenleri sizde hep çantada keklik gördünüz, iyi otobüs verilecek “Beyaz Türkler”den başladınız, kablosuz internet verilecek meydanlarınız Kadıköy’den başladı, Taksim’e uzandı. Bahçelievler, Göngören,Sultanbeyli aklınıza gelmez, neden gelmez hiç düşündünüz mü?

Yanı başınızda ayetle dalga geçeni, haramzadeyi ne zamana kadar tutacaksınız. Biz 30 Mart öncesinde meseleyi İslam Davası gördüğümüz için kelle koltuk mücadele etmekten çekinmedik ama değerlerimizle dalga geçeni koruyacak bir hareketin İslami olabileceğinden şüpheliyiz. Sizi seviyoruz ama bunlar merhametinizi hak etmiyor, bunları lütfen görün…

Kosova’dan, Arakan’dan,Suriye, Mısır ve dünyanın tüm mazlumları size dua ederken siz ne zamandan beri beynamazlarla doğru kıbleyi bulacağınızı zannediyorsunuz. Siz bu Kemalist dindarlarla nereye kadar gideceksiniz…Gençlik teşkilarınız nerede, Gezi’de, 7 Şubat’ta,17 Aralıkta vekilleriniz nerede siz konuşmadan neden kimse konuşmuyor bu yanınızdaki ürkekler ne zaman erkekleşecek

İmanından, adaletinden, bilgisinden emin olduğunuz gençleri, o bayrak astırıp kanı beş para etmez, dava bilnci olmayan adamların önünde ayakta beklettiğiniz, önünde ceket iliklettirdiğiniz gençleri neden doğru dürüst yerlere getirmediniz…Ne zamandan beri bu dindar çocukların geleceğini üç beş yazar takımına, üç beş gazete maymununa teslim etmeyi içinize sindirdiniz.

Sizin gazetelerinizde yazıp, kafayı çektikten sonra “Bunlar çok öküz” diyen, “Bunlar cahil”, “Biz olmasak bunar habı yutar” diyen ne olduğu belirsiz kişileri ne çok sevmeye başladınız…

Biz sizi kurumsal değişiklikleri getiresiniz diye seçtik, biz sizi dilimizi anlarsınız diye sevdik, biz sizi aileden biri gördüğümüz çin destekledik…Siz ne zamandan beri bizi, tepeden bakan, 10 bin dolarlık takım giyen, mlyarlarca liralık saat takmaya başlayanları dava nedir bilmeyen adamlarla muhattap ettirmekten vazgeçeceksiniz. Siz ne zamandan beri ellerimizi sıktıktan sonra kolonyalı mendil ile gözümüzün önünde elelrini silenleri tokatlayacaksınız

Sayın Başbakanım,
Bu AK Parti’nin büyük bir kısmı sermayenizden yiyiyor, bu millet kusura bakmayın ama partiden ziyade size oy veriyor size dua ediyor. Siz gelin yanıbaşınızı, partinizi, teşkilatlarınızı şöyle bir gözden geçirin, yaramazların kulaklarından tutup atın. Partinizin kalkınma kısmında şikayet yok ama adalet kısmı yerlerde sürünüyor, siz o adalet duygusuna bir zahmet bir el atın…

Biz sizin yanlışlara sürüklenmenizden korkuyoruz, adaleti tesis edin. Bizim medeniyetimiz en güçlü olduğu zaman diliminde adaleti tesis ederek varlığını uzun süre sürdürmüştür. Paralel yapı dediğiniz bu yapıyı hukuk karşısına çıkarın ama lütfen herkesi aynı kefe içerisine koymayın. Bir torbanın içerisine her şeyi atmak bize fayda vermiyor siz adaletten yana vazgeçmeyin ki, biz de adaletinize şahitlik edelim

Lütfen bir an önce yasal adımlar atarak, kurumsal değişimi başararak yarınlarımızdan bizi emin eyleyin. Biz dünyanın dört bir yanında bizi bekleyen mazlumlarla buluşmak istiyoruz lütfen kişisel hesabı olanların hesaplarını sizin üzerinden görmelerine imkan vermeyin…

Lütfen önce şu basın dünyasında her gördüğümüzde değerlerimizle dalga geçen bu insanları uzaklaştırarak işe başlayın….Biz sizden önce Adalet istiyoruz, sonra yine Adalet yine adalet istiyoruz…

Reis kusura bakmayın her şeyi size yükledik ama biz Dicle’nin yanındaki kuzunun hakkındayız….Biz sizi seviyoruz ….Halk evin yakılmasına izin vermedi ama evin içinin de temizlenmesini istiyor…Sizi üzdüysek hakkınızı helal ediniz ama bunu biz yazmasak olmazdı…Biz iyiliği emretmekle kötülüğü sakındırmakla yükümlüyüz…

Reisim, kısaca sizden şunu bekliyoruz; AK Parti’nin içine çöreklenen rant çevrelerini, yetim hakkı yiyenleri, tek dertleri para ve çıkar olanları, Kur’an sureleriyle dalga geçecek kadar İslam edep ve ahlakını yitirmiş, dertsiz, davasız adamlar AK Parti teşkilatlarından bir an önce temizleyin, aynı temizliği lütfen önce yandaş basından da başlatın…Bize yeni bir Anayasa yapın….Bize yeni bir Anayasa yapın….Herkesi bize, bizi de herkese benzetmeye çalışmayın….Adaletin hepimizi kuşattığı bir Türkiye’yi miras bırakın bize

LİNK.http://www.timeturk.com/tr/makale/hudaverdi-allahverdi/bir-dindarin-basbakan-a-cagrisidir.html#.U0EaQ3Q190N

Başbakan Erdoğan’ı ameliyat masasında kim öldürmek istedi

Başbakan Erdoğan’ı ameliyat masasında kim öldürmek istedi

Başbakan Erdoğan’da ameliyat masasında kaldırılmayacaktı. Birileri bunu uygulamaya koymak için ellerinden geleni yaptılar.

11 Ocak 2014 Cumartesi

 TIMETURK / HÜDAVERDİ ALLAHVERDİ
Şimdi söyleyeceklerimi eminim ki sizde “Yok canım” tarzından değerlendireceksiniz… Ama emin olun bu söylediklerimin hepsi gerçek ve bunlar bu ülkede yaşandı… Bugün olanları anlama noktasında biraz eskilere gitmek gerekiyor…”kefen, ölüm, ameliyat”ın neden Erdoğan tarafından sık sık kullanıldığını o zaman anlarız
Bu ülkenin Başbakanı bir araç içerisinde kaldı, kapılar kitlendi ve balyozlarla araç kırıldı….2006 yılında rahatsızlanan Erdoğan’ı hastaneye getiren korumalar, aracın anahtarının içerde kalması ve kapıların otomatik olarak kilitlenmesi üzerine panik yaşadı. Korumalar, hastanenin yanında çalışan inşaat işçilerinden alınan balyoz ve kesici aletlerle aracın sol ön kapı camını kırarak Erdoğan’ı sedye ile Güven hastanesine kaldırdılar. Bilinci kapalı bir şekilde hastaneye kaldırılan Erdoğan, “Üşüyorum üstümü örtün” diyordu…

Bu örneği niye verdim, bu ülkenin Başbakanlarını siyasetten koparmanın en iyi yoludur, hasta yatağından onu kaldırmamak. Rahmetli Ecevit ile ilgili bugün hastane tedavisinde söylenenler hala ortada…Bir hastane tedavisi sonrası Ecevit ülkeyi yönetemeyecek hale getirildi…
Başbakan Erdoğan’da ameliyat masasında kaldırılmayacaktı. Birileri bunu uygulamaya koymak için ellerinden geleni yaptılar.

Başbakan iki defa ameliyat geçirdi…Birinci operasyonda ters giden bir şeyler fark edildi. Başbakan Erdoğan’ın önce hastanesi değiştirildi daha sonra da onu ameliyata alacak olan ekip Sağlık Bakanlığı tarafından haber verilmeden Türkiye’nin farklı yerlerinden  toplandı ve hastaneye getirildi. Onlara önemli bir ameliyata girecekleri ifade edildi ve hastaneye gelene kadar Başbakan Erdoğan’ın ameliyatına gireceklerini bilmiyorlardı. Ameliyatı yapan ekip güvenlik gerekçesi ile değiştirilmişti. Başbakan Erdoğan’ın ameliyat masasından kaldırılmayacağı ile ilgili alınan istihbarat üzerine çalışma yapılmıştı. Birileri Başbakan Erdoğan’ı ameliyat masasında öldürmeye kararlıydı.

Başbakan Erdoğan’ın bu istihbarat sonrası getirildiği hastanede operasyonu yapacak ekipteki doktorlar Başbakan Erdoğan’ın kılına zarar gelmesin diye adeta göğüslerini siper ettiler. Ameliyatta kullanılacak olan malzemeler başında saatlerce nöbet tuttular. Malzemelere dışarıdan bir şey karıştırılmaması için azami özen gösterdiler.

Başbakan Erdoğan ameliyat edildi ve ameliyat başarılı gerçekleşti. Daha sonra yapılan açıklamada  “Sayın Başbakanımız 26 Kasım 2011 tarihinde laparoskopik yöntemle başarılı bir sindirim sistemi ameliyatı geçirmişlerdir. Ameliyat Sayın Başbakanımızın programının müsait olması nedeniyle 26 Kasım tarihinde gerçekleşmiştir. Sayın Başbakanımızın sağlık durumu yerindedir. Doktorların gerekli gördüğü istirahatin ardından, Sayın Başbakanımız çalışmalarına başlayacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” Dendi.

Başbakan daha sonra iyileşme sürecinde tedavisinin devamı olarak ikinci bir ameliyat geçirdi. Erdoğan’ın vücudundan daha önceki ameliyatında takılan ve kanının temizlenmesine yardımcı olan bir cihaz çıkarıldı. Ameliyat bölgesindeki dikişleri alındı.

Başbakan ölüm kalım mücadelesinde bulunurken birileri MİT krizini çıkardı ve Başbakan Erdoğan o ameliyatlı haliyle bir de bunlarla uğraşmak zorunda kaldı…
Başbakan Erdoğan, defalarca suikasttan kurtuldu ve bunları bu millete anlatmadı. İçeride hainleri çok fazla deşifre etmedi, tedbirini aldı Allah’a havale etti. Dışarıdan özellikle su içmemeye özen gösterdi. Suyunu sürekli olarak arabanın bagajında taşımaya özen gösterdi. Hatta Mahmut Efendi Hazretlerini hastalığından sonra ziyaret ettiğinde yanındakilere aynen şunu söyledi: “Efendi hazretlerine açık su içirmeyin”

Başbakan’ın bugünlerde kefenden musalla taşına kadar ölümü hatırlatıcı birçok beyanı tekrar dillendiriyorsa, “Bu can bu bedende olduğu sürece korkmayın” diyorsa, sürekli olarak kendi ameliyat masasını hatırlayıp, “Bu ülkede ameliyat yapılmasına izin vermeyiz” diyorsa siz Fetih Süresini okumayı sıklaştırın, günde 500 defa ya Settar çekmeye devam edin….Başbakan Erdoğan 10 yıl içerisinde 30’dan fazla suikasttan kurtulduysa bunda yaptığınız ve yapacağınız duaların etkisi çok fazladır…Allah dualarınızı kabul etsin…

Acizane olarak şunu rica etmek istiyoruz;  seçimlere kadar Eyüp Sultan Hazretlerinin Türbesinin açılması manevi dünyadan isteniyorsa biz de bunu  Başbakan Erdoğan’dan rica ediyoruz…Seçimlere kadar Eyüp Sultan  türbesinin sürekli açık tutulması önemlidir…Unutulmamalı ki Bedir’de 3 bin melek, Uhud’da beş bin melek yardıma gelmişti…Ne kadar çok  büyük sıkıntı o kadar yardıma ihtiyaç var…